hakîkat


hakîkat
(A.)
[ ﺖﻘﻴﻘﺣ ]
gerçek.

Osmanli Türkçesİ sözlüğü . 2015.

Look at other dictionaries:

  • hakikat — is., ti, Ar. ḥaḳīḳat 1) Bir işin doğrusu, gerçek, asıl, esas Fakat ben başka bir şey yapacağım, bir şey ki bütün hakikatleri önüme serecek. R. H. Karay 2) Gerçeklik Dünyanın döndüğü bir hakikattir. S. F. Abasıyanık 3) zf. Gerçekten Beni oyaladı… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • HAKİKAT — (C.: Hakaik) Bir şeyin aslı ve esâsı. Mahiyeti. Gerçek. Doğru. Sahih. Künh. Sâbit ve vâki. * Kadirbilirlik. Sadâkat, doğruluk. Kâinat ve tabiat ve uluhiyet hakkında bütün teşbih ve mecazlardan âri ve zâhir olan gerçek. * Mecâz karşılığı, esas… …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • HAKİKAT-GU — f. Doğru sözlü. Doğru konuşan …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • HAKİKAT-I SÂBİTE — f. Sâbit, değişmez hakikat …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • HAKİKAT-PEREST — f. Hakkı ve hakikatı seven, hakikata inanan. Dürüst, hakikat âşığı …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • hakikat olmak — gerçek duruma gelmek, gerçekleşmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • HAKİKAT-BÎN — f. Hakikatı gören, hakikatı anlayan. Hakikatşinas. Hakikata inanan …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • HAKİKAT-I HÂRİCİYE — Hayat gibi âlem i şehadete gelmiş varlık …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • HAKİKAT-ŞİNAS — f. Hakikatı doğru tanıyan, bilen. Hakikata imân eden …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • HAKİKAT-ŞİNASÂNE — f. Gerçeği, hakikatı tanıyana yakışacak surette …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük